Tuesday, November 9, 2010

Arabayla hızla yokuş aşağı giderken camı kaparsan ne olur?

Kulakların tıkanır. Ama neden? İlk olarak kulağımızı yakından tanıyarak başlayalım.

Kulağımızın uzun tünelinin sonunda kulak zarı vardır. Bu bölgeye dış kulak adı verilir. Dış kulak ile orta kulak arasındaki bölümde ise içinde hava bulunan bir bölüm vardır. Bu bölüm östaki borusu ile boğazımıza bağlıdır. Kulak zarının dışı ve içi arasındaki hava basıncının aynı olması gerekir ki, zarımız yerli yerinde düz durabilsin. Ama herhangi bir tarafta hava basıncı arttığında, zarımız da aksi yönde genleşecektir. Bu da kulağımız tıkandı hissini yaratacaktır. 
Araba veya uçak alçalırken, dışarıdaki hava basıncı artacağından kulak zarınız içeriye doğru genleşecektir. Tıkanıklığı gidermek için öztaki borunuzdan ter istikamette hava vermelisiniz. Bunu yapmanın en kolay yolu da balon üfler gibi yaparken, ağzınızı ve burnunuzu kapatarak olur.
Tam tersinde de araba veya uçak ile yukarı çıkarken, dışarıdaki hava basıncı azalacak, kulak zarınız dışarıya doğru genleşecektir. Bu tıkanıklığı gidermek için de en kolay yol esnemektir. 
Araba ile hızlı giderken camı açmak, araba içindeki basıncın aniden değişmesine sebep olur. Bu sebeple kulaklarınızda içeri veya dışarı doğru bir tıkanma olur. Siz en iyisi araba ile hızlı giderken camı açmayın, kapamayın.

Monday, November 8, 2010

Bloke çek nedir?

Bugun bir ev satıp karşılığında bir miktar bloke çek aldım. Parayla arası çok olmayan bir insan olarak bloke çekin ne olduğunu bugün bankacımdan öğrendim. Benim gibi bilmeyen bir iki cahil daha varsa diye bildiriyorum; bloke çek yazıldığında banka yazılan miktar kadar parayı bir kenara bloke ediyormuş. Çeki yazan artık bu parayı bankasından geri alamıyormuş. Parayı sadece çekin yazıldığı ismin sahibi çekebiliyormuş. Bloke çekleri diğerlerinden ayıran tek görsel özellik ise üzerinde bankanın "BLOKE EDİLMİŞTİR" ibaresiymiş. Benim buradan çıkarttığım ders, eğer birinden çek alacaksan bloke olsun. 

Ayrıca Google'in bulamadığı birşey keşfettim, bloke çek resmi yok.


- Posted using BlogPress

Sunday, November 7, 2010

Watergate nedir?

Sonunda tam olarak ne olduğunu bilmediğim bu politik tarihi skandalı daha yakından anlamaya karar verdim. 

Watergate Amerikan Başkanı Nixon'ın istifası ile sonuçlanan bir politik skandal. 1972 yılında Ulusal Demokrat komitesinin  (Nixon'un rakibi parti) Watergate ofisine giren 5 kişi soygun ve izinsiz adam dinleme suçu ile tutuklanırlar. Beyaz saray sözcüsü H.R. Haldeman 3. sınıf bir hırsızlık vakası için yorum yapmayacağını söyler. Halbuki o gün Nixon ile yaptığı telefon konuşmasında "CIA'e söyleyelim, FBI'a karıştırma bu işi, milli güvenlik konusu desin" konulu gizli bir konuşma yapmıştır. Tam Nixon paçayı kurtaracaktır ki, Washington Post Nixon'ın seçim kampanyasına ait 25.000 dolarlık bir çekin hırsızlardan birinin banka hesabına gittiğini yayınlar. Washington Post, Nixon'ın tekrar seçilmesi öncesinde bir haber daha yayınlayarak rakibi demokratlar alehine bilgi toplamak, casusluk yapmak,  kampanyalarını sabote etmek için gizli bir hesabı olduğunu yayınlar. Bu haberleri diğer medya gazeteleri ve halk pek takmaz ve Nixon büyük bir oy çoğunluğu ile Başkanlığın ikinci dönemi için seçimi kazanır. 

Hırsızlar, Beyaz Saray'ı tehdit etmeye ve daha fazla para istemeye başlar. Nixon, avukatı John Dean'e paranın verilmesini emreder. Ama daha sonra büyük bir hata yaparak 1973'te avukatı Dean'i işten kovar. Dean mahkemede Nixon'ın örtbas olayından haberdar olduğunu söyler. Daha sonra da yine bir Beyaz Saray çalışanı olan Alexander Butterfield oval ofisin heryerinin dinlendiği açıklamasını yapar. Nixon bu kayıtları vermeyi red eder, edit edilmiş yazılı transcriptlerini verdirir. Birçok yasal prosedürden sonra yargıtay kayıtların eksiksiz verilmesini emreder. Bu emrin üzerine Nixon istifa eder. 

Peki bu hırsızlık yaparken tutuklanan adamlar ne arıyorlarmış? Kesin olarak bilinmiyor, birçok hipotez var. Ama yine demokratlara karşı bir kumpas veya bilgi bulma çabası ile girdikleri kesin.

Thursday, November 4, 2010

10 Kasım'da Bon Jovi Live!

10 Kasım'da bizim saatimizle saat gece 2'de Bon Jovi'nin New York BestBuy Tiyatrosundaki konserini YouTube'dan canlı izleme şansımız olacak. Dahası bu konserde grubun söyleyeceği şarkıların hangileri olacağını da seçme şansımız olacak. Şarkı isteğinde bulunmak için ister bir video upload edebilirsiniz, isterseniz bir yorum yazıp istediğiniz parçaya neden hayran olduğunuzu yazabilirsiniz. İstek yapılan şarkıların oylaması da yine bizler tarafından yapılacak. En beğendiğimiz şarkılar tüm konserin içeriğini oluşturacak. 

You give love a bad name diyorum ve Bon Jovi'yi seviyorum. 

Wednesday, November 3, 2010

Ne oluyorsa Stockholm'de oluyor

Bu sene görmüşsünüzdür Stockholm'de Volkswagen'in piyano merdivenleri, dipsiz çöp kutusu ve arcade şişe makinalarını gibi uygulamaları görüp bayılmıştık. Şimdi de yepyeni bir pilot yapıyorlar. Hemen Stockholm'e gitmeliyim. Seveceğimi hissediyorum.

Stockholm'e gitmek istediğinizde internete girip odanızı rezerve ediyorsunuz, paranızı ödüyorsunuz ve telefonunuza bir aplikasyon yükleniyor. Bu aplikasyon sayesinde otele vardığınızda resepsiyona gidip anahtar dahi almıyorsunuz, direkt odanıza çıkıyorsunuz. Cep telefonunu kapıya 4 cm yaklaştırıyorsunuz ve tataaaa. Kapınız açılıyor. 
 Aplikasyon çok basit, yüksek frekanstan kablosuz bir iletişim sistemi. Kapıya şifreyi söylüyor. NFC isimli bu sistem (Türkçesi yakın saha iletişimi) 13.56 Mhz'de çalışıyor ve 424 Kbit/saniye veri transferi yapabiliyor. Bu teknoloji neden daha fazla kullanılmaz anlamış değilim. Cep telefonu ile ödeme yapmak, müzelerde bilgi almak, süpermarketlerde bilgi almak gayet güzel olmaz mıydı?

Yaz/kış saati uygulaması nedir?

Geçen aklımdan bir saniyelik geçmişti, yaz saati uygulamasını yazsam mı diye. Sonra herkes biliyordur diye vaz geçtim. Ta ki bugün sosyal medyada "Saat kaç", "yaz saati uygulaması" aramalarının ve bahislerinin çokça geçtiğini fark edene kadar. Şöyle özetleyeyim;

Kasım ayının ilk pazar günü saat 2'de saatlerimizi 1 saat geriye alıyoruz. 

Mart ayının ikinci pazar günü saat 2'de ise saatlerimizi 1 saat ileriye alıyoruz.
Ben de bakarken bir iki yeni şey öğrendim;

Çok eski bir uygulamaymış, ilk olarak 1895 yılında kullanılmaya başlamış. Arizona eyaleti bu saat uygulamasını red ediyormuş.

Yaza girerken saatlerimizi bir saat ileri alarak akşam üstü daha geç ışık yakıyoruz ve elektrik tüketimimiz daha az oluyor. Gerçekten tasarruf oluyor mu konusunda birçok tartışma var ama genel kanı %1 civarında bir tasarruf yapıldığı yönünde.

Yaz saati uygulamasının esnafa, sağlık sektörüne ve güvenliğimize de faydaları bulunuyor.Bununla birlikte çiftçileri oldukça zorluyor.

Kışın saatlerimizi geri aldığımızda ise asıl, harbi saate dönmüş oluyoruz. Yani aslolan kış saatidir.

Neymiş
yazın ileri, kışın geri
yazın ileri, kışın geri
yazın ileri, kışın geri
yazın ileri, kışın geri
yazın ileri, kışın geri

Şarlot okulları nedir?

Yine zorlayıcı bir okuyucu sorusu ile karşı karşıyayız. Aslında aynı okuyucu da sorusu farklı; Şarlot okulları nedir?

Charlotte Kuzey Karolina'da bulunan bir şehir. Bu şehrin ve Charlotte okullarının önemi ise 1965'deki Swann vs. Charlotte-Mecklenburg yargıtay davasından kaynaklanıyor.O yıllar zenci ve beyazların ayrı okullara gittiği yıllar. Zencilerin daha kötü, beyazların da daha iyi eğitim aldığı yıllar. 1963 yılı ise Martin Luther King'in "I have a dream" söylemi ile öne çıktığı zamanlar. Amerika'da bir eşitlik hareketi var ama tam olarak eyleme geçebilmiş değil. Mahkemeler zencilerin beyaz ağırlıklı okullara alınmasını mecburi tutuyor.Zenciler daha çok şehrin göbeğinde otururken, beyazlar dış taraflarda oturuyorlar. Öğrenciler evlerine yakın olan okula gittiklerinden, okullarda bir türlü beyaz-siyah oranı tutturulamıyor. Mahkemeler bunun üzerine okul servislerini mecburi tutuyor, şehri farklı şekillerde pasta dilimleri gibi kesiyorlar, vs. Sonuç yine pek başarılı olmuyor çünkü bu sefer de beyaz aileler taşınmayı tercih ediyorlar.

İşte tam bu esnada bir din adamı olan Swann, Hindistan'dan Amerika'ya gelip ailesi ile birlikte Charlotte'a yerleşiyor. Oğlunun ise Hindistan'da olduğu gibi karışık bir okula gitmesini istiyor. Evine yakın bir okula oğlunu yazdırmaya gittiğinde ise başarılı olamıyor. Bunun üzerine kendi gibi benzer 8 aileyi de yanına alıp Charlotte okullarına dava açıyor. İlk davayı Swann kazanıyor. Okul temyize gidiyor ve temyizi kazanıyor. Swann tekrar dava ediyor ve dava yargıtaya gidiyor. Yargıtay, Charlotte okullarının ayrımcılığı ortadan kaldırmak için yeterli tedbir almadığı kararını veriyor ve okuluna siyahları kabul etmek için 525 okul servisi ile civar semtlerden siyahları taşımasını emrediyor. 1975 yılında bu yeni planın efektif bir şekilde çalıştığına kanaat getiren yargıtay başkanı Swann davasını kapatıyor.   

Bugün Şarlot okulları özellikle farklı kültürleri barındırması ile övünen bir okul sistemi.  Zor yollardan geçmişler ve derslerini zor da olsa iyi öğrenmişlere benziyor.

Zişan'a sorusu için teşekkür ediyor ve kendisini ZorNane mertebesine yükseltiyorum.
Charlotte-Mecklenburg okulu mezunları

Tuesday, November 2, 2010

Martin Klimas - Fotoğraf tutkunu zihni sinirlere ilham

Martin Klimas bildiğimiz objeleri kırıyor ve kırarken bir anını donduruyor ve bu gördüğünüz muhteşem fotoğrafları yaratıyor. Nasıl çekiyor diye merak ettim ve Klimas ile yapılan bir röportajı okudum;

Fotoğraflarını çekmek için nesneleri kapkaranlık bir odada yüksekten bırakıyormuş. Nesne yere düştüğünde çıkarttığı ses ile devreye giren hızlı kamera otomatik olarak deklanşöre basıyormuş. Tabi ki beğendiği bir fotoğrafı bulana dek defalarca aynı nesneden kırması gerekiyormuş.  

Fotoğrafların mesajı ise günlük telaşın içinde bazı şeyleri göremeyeceğimizi  ve bunu ancak çok dikkatli bakarsak  fark edeceğimizi hatırlatmak.

Nasıl yaptığını anladım ama meyve sebze koleksiyonuna tüfekle giriştiğini düşünüyorum. Ayrıca fotoğrafçı filan değilim ama fotoğrafla uğraşanlara önerim kendilerine böyle net ve farklı bir kavram bulsunlar. O çizgiden  yürüsünler, duayı eksik etmesinler.








.

Ekmekte alkol varmış

Aslında merak ettiğim neden tart kalıbı (derin olmayan kek kalıbı) ile kek yaptığımda sadece ortasının kabardığı idi. Metal kalıbın kenarları daha sıcak olduğı için kenarları kolay ısındığından kabarmıyormuş. Burası pek enteresan değil de aslen ekmeğin yapımı enteresanmış onu öğrendim.
Ekmek yaparken kullanılan maya, şeker ile karıştığında karbondiyoksit ve alkol açığa çıkıyormuş. Karbondiyoksit ekmeğin içindeki küçük kabarcıkları yaratıyor ve süngerimsi olmasını sağlıyormuş. Alkol ise ısıyla birlikte havaya karışsa da, ekmeğin kokusu ve tadında ciddi katkısı varmış. Keza dünyada en çok beğenilen kokunun ekmek olmasından şüphelenmek gerekirdi.

Ekmeğin elastik olmasının sebebi ise buğday unu ile su birlikte yoğrulduğunda elastik bir yapı ortaya çıkmasıymış. Buğdayda bulunan Gluten karbondiyoksidi hapsederek, ekmeğin içinde minik baloncuklar oluşmasını sağlıyormuş.

Bir sıcak ekmek ve tulum peyniri olsa da yesek.

Sunday, October 31, 2010

Halloween nedir? nerden çıkmıştır?

Halloween 31 Ekim'de özellikle Kanada, ABD ve İrlanda'da kutlanan bir bayramdır. Halloween'de ürkünç kıyafetler giyilir, büyük ateşler yakılır, evlerin kapıları çalınıp "şaka mı, şeker mi" diye sorulup şeker toplanır, bal kabakları oyularak lambalar yapılır. Peki bu kutlama nereden geliyor?

Halloween eski birkaç bayramın ve batıl itikatın toplanmış ve mutasyona uğramış halidir. İlk izleri keltlerde görülmektedir. Keltler sonbaharın bitip, kışın başladığı bu zamanda, kötü ruhların dünyaya geçişinin daha kolay olduğuna inanırlardı. "Bu evde zaten kötü bir ruh var, sen başka bir yere git" intibası yaratmak istediklerinden de korkunç kostümler giyerlerdi. Kışın başladığı bu zamanın diğer bir özelliği de, hayvanların kesilme ve etlerin hazırlanma zamanı olmasıydı. Bu sebeple büyük ateşler yakılır ve tüm kemikler bu ateşlerde yakılırdı.

Halloween'i bugünkü haline gelmesinde etkili olan diğer bayramlar ise Katoliklerin 1 Kasım'da kutladıkları Azizler günü ve Romalıların 13-21 Şubat'ta kutladıkları Feralia festivali.

Keşke bizde de olsaydı. Kimbilir ne kadar eğlencelidir.