Saturday, October 16, 2010

Yüzen şehirde yaşar mısınız?

Yine gezinirken Vincent Callebaut isimli bir 1977 doğumlu, birçok ödül sahibi bir mimara rastladım. Lilypad (Nilüfer) isimli bir yüzen şehir tasarlamış. Bu şehirlerin bir tanesi 50.000 kişiyi barındıracak büyüklükte. Ekvatordan, güney kutbuna kadar heryeri dolaşıyor olacak. Suyun altında da yaşam alanları var. Binalar harcadığından kat kat daha fazla enerji üretebilecek düzeyde olacakmış. Benim gibi araba, gemi
salıncak, sallanan bacaktan midesi bulanan birine göre değil ama fikir son derece ilham verici. 
Siz yaşar mıydınız bu şehirde?



Bu binanın yanında gökdelen orman gölgede kaldı.

Thursday, October 14, 2010

Tylenol'lu fareler

Amerika'lı bilim adamları Guam'da birçok canlının yok olmasına sebebiyet veren kahverengi yılanları öldürebilmek için çok ilginç bir yönteme başvuruyor. Uçaktan içi Tylenol ile doldurulmuş binlerce parmak büyüklüğünde ölü fareyi ormana atacaklarmış. Kahverengi yılanlar bu Tylenol'lu fareleri yediklerinde önce komaya girip sonra ölüyorlarmış. Yüzlerce farklı canlının neslinin tükenmesinden sorumlu olan bu yılanlardan çok korkulmasının diğer bir sebebi ise artık sayıca iyice fazlalaşmış olmaları ve Havaii'ye gidip orayı talan etme ihtimalleriymiş.

Wednesday, October 13, 2010

Yapraklar neden renk değiştirir?

Bugün Boğaziçi Üniversite'sinin bahçesindeydik ve sonbaharla birlikte renk değiştiren yapraklara bakıp hayran kaldım. Arkadaşlarımla birlikte bir yaprak kopardık, inanılmaz bir rengi vardı. Resimde görünen kırmızıdan da daha hoş bir kırmızı. Yaprakların nasıl olup da bu ilginç ve harkulade renklere büründüğünü araştırdım. 

Yapraklar besinlerini güneşten aldıkları için kısalmaya başlayan günlerde bu besin kaynağı da azalmaya başlıyor. Yapraklar da yaz boyunca depoladıkları besini kullanırlar. Besin oranı azaldıkça yaprağın yeşil renk pigmentleri de etkisini yitiriyor ve farklı renkler ortaya çıkıyor.
 Yaprak renklerini etkileyen diğer bir faktör de hava koşulları. En renkli yaprak oluşumları kuru, sıcak bir yazın ardından yağışlı bir sonbahar olması. Sonbahadarda eğer erken don olursa kırmızının yoğunluğunda azalma gözlemlenir. Yağmurlu ve kapalı günler ise daha canlı kırmızılar olmasına sebep olur.

Dİğer ilgili haberler: Pastırma yazı nedir?

Pastirma yazi nedir?

Havalar soğumaya başladıkça herkes pastırma yazını bekler oldu. Nedir bu pastırma yazı anlatayım.
Bir kere hurafe değil, meteorolojik bir olay. Havanın beklenmedik bir şekilde mevsim normallerinin üzerine çıkmasına verilen isim. Genellikle Ekim ortasi ile, Kasım'ın ilk haftaları arasında, ilk don olayının hemen arkasından gerçekleşiyor. Aniden soğuyan hava atmosferdeki jet akımının yön değistirmesine sebep oluyor. (Jet akimi sicak hava kutlesi ile soguk hava kutlesi arasinda bulunan hava akiminin adi. Jet akimlari havadaki ani sicaklik degisiklik sebeplerinin basinda gelir) Bu değişim de havanın bir hafta süreyle ısınmasını sağlıyor. Bazen 10 güne kadar uzayabiliyor.




İsminin Pastırma yazı olmasının sebebi ise Kasım ayının eskiden pastırma yapma zamanı olmasından kaynaklanıyor. Bunun da iki sebebi var: kuzu ve ineklerin ilkbahar ve yaz aylarında otlanmak için daha cok olanakları olması ve dolayısıyla daha çok süt veriyor olmaları. Bu yüzden kuzu ve inekleri kışın kesmek daha mantıklıydı. İkinci olarak da pastımanın yaz ayında kurutma aşamasında kolaylıkla bozuluyor olması ve bu sebeple mikrobu kıran kar altında daha sağlıklı kurutulabiliyor olması.

Saturday, October 9, 2010

Theo Jansen - kinetik heykeltraş

Theo Jansen isimli bir mucid ile karşılaştım biraz önce, kendine kinetik heykeltıraş diyor. Plastik tüpler kullanarak yeni bir heykel, robot, yaratık üretiyor. Amacı ürettiği bu yaratıkların kendi başlarına plajda yaşayabilmelerini sağlamak. Resimlerden anlaşılacak gibi değil. Gidip videolarını izlemeniz gerekiyor.

Bu yaratıklar inanılmaz dengeli bir biçimde sahil boyunca yürüyebiliyorlar. Enerjilerini rüzgardan alıyorlar. Denize gittiklerinde veya kuru kuma gittiklerinde durup yönlerini değiştiriyorlar çünkü sadece ıslak kumda yürüyorlar. Üstünde bulunan bir tüp sayesinde suya girdiğinde geri dönmesi gerektiğini anlıyor. Ayrıca yaratığın üzerinde bir binary adım sayar var. Bu adım sayar sayesinde tam olarak denizden veya kuru kumdan
ne kadar uzakta olduğunu anlayabiliyor.  Yaratıkların dengesi o kadar harika ki 3.2ton ağırlığında malzeme de taşıyabiliyorlar. Son özellikleri de fırtına yaklaştığında kendilerini sabitlemek için yere kazık çakıyorlar. Daha detaylı izlemek için Theo Jansen'in sitesini ziyaret edebilirsiniz. Yukarıda özetlediklerimi sanatçının kendi ağzından dinlemek için TED Talks'u ziyaret etmeniz gerekli.












Theo Jansen ayrıca BMW reklamında "Defining Innovation" sloganı ile rol almış. İzlemek için tıklayın.

Nigar ablanın sade kek tarifi

Ben yemek yapmayı da, yemeyi de vakit kaybı olarak gören kişilerdenim. Bilim kurgu filmlerindeki hapla karın doyurma olayı gerçek olsa hayallerim gerçek olur. Evde 2 yaşındaki oğlumun yemeklerini de babaannesi, anneannesi, bakıcısı hazırlayıp duruyorlar. Ama ileride de oğlumun " Annemin .... sının üzerine tanımam" dediği birşey olsun istiyorum. Kendime alan olarak da kekleri seçtim. Uzun bir süredir arada bir internetten, kitaplardan kek tarifleri arayıp, deneyip duruyorum. Önce sade kek ile başlayayım dedim. Denediğim hiçbir kekin tadı istediğim gibi olmadı. Ta ki Nigar ablanın sade kekini yapana kadar.
Nigar abla Ödemiş'ten bir aile dostumuz. Tüm Ödemiş'te kek ve tatlılarıyla bilinir. Telefonla arayıp tarifi aldım, denedim, sonuç mükemmel. Üşenmezseniz buyrun yapın.


İçindekiler
3 yumurta
1 bardak toz şeker
1 bardak ayçiçek yağı
2 bardak un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
1 bardak süt





Öncelikle 3 yumurta ile 1 bardak toz şekeri mikser ile 5 dakikadan az olmamak kaydıyla çırpın
1 bardak sıvı yağı yavaş yavaş tumurta ve şeker karışımına ekleyin. 1 dakika daha çırpın.
Ayrı bir kapta 2 bardak un, vanilya ve kabartma tozunu karıştırın.
Un karışımını da yağ, yumurta şeker karışımına katın.
Karıştırmaya başlamadan önce bir bardak sütü de ekleyin.
Hepsini karışana kadar çırpın ve sonra 1 dakika daha çırpmaya devam edin.
Kalıbınızı yağlayın ve hepsini kalıba dökün
Soğuk fırına koyun ve dereceyi 170 dereceye getirin. Yaklaşık 1 saat içinde olacak. Saatin sonuna doğru çatal batırarak test edebilirsiniz.

Arzu ederseniz 3 çorba kaşığı kakao koyup, unu biraz azaltarak keki kakaolu da yapabilirsiniz.

Afiyet olsun

Friday, October 8, 2010

Ali Koç'un reklam zeplini nerede?

Bu bloğu okuyan bazı arkadaşlarım kendi merak edip, araştırmaya üşendikleri konuları da sormaya başladılar. Bugün arkadaşım Zişan, Ali Koç'un kaybolan zeplininin nerede olduğunu bulmamı istedi. İşte Zişan'cım anlatıyorum.
Ali Koç'un 1999 yılında Hezarfen havalimanın bağlı iken çıkan fırtınada kaybolan zeplini Büyükçekmece gölünün kuruyan yatağında ATV ile gezmekte olan uçak teknisyeni Levent Yılmaz tarafından 8 yıl aradan sonra bulunmuş. Yılmaz önce pervaneyi görmüş, gerisini kazınca da motorunu bulmuş. Motoru arkadaşları yardımıyla çıkartmış ve Hezarfen havalimanına traktörle götürmüş. Burada motoru inceleyen Yılmaz, bunun bir uçak motoru olamayacağını anlamış ve Koç'a ait olabileceğini düşünmüş. Set Air'i arayarak haber vermiş. Set air yetkilileri 8 yıl suda kalmış bir motorun işlerine yaramayacağını söyleyip sende kalsın demişler. Levent Yılmaz da tekrar çalıştırmayı denemiş ama başaramamış ki havada zepline rastlamadık.Bu arada zeplin de 4.5 milyon dolara mal olmuşmuş.

Başka sorusu olan?

Thursday, October 7, 2010

Grönland'dan kopan dev kütleye ne oldu?

260km2 büyüklüğünde

Haberlere illet oluyorum. Önce felaket habercisi gibi açıklamalar yapıyorlar. Sonrasında ne oldu, ne durumda gibi güncellemeleri yapmıyorlar. Herkes unutuyor gidiyor. Benim zihnimi pinglemeye devam ediyor. Bugün herkes son 1000 yılın en soğuk kışı olacakmış konuimaları yapıyordu. Aklıma geliverdi ne oldu şu Gröland'dan kopan buzdağına? Meğer bu dev kütle Eylül ayında Joe kayalıklarına çarparak 2'ye ayrılmış. Sağdaki resimde gördüğünüz Petermann Buzdağının bölünmeden önceki hali. Seyahatini çok yavaş gerçekleştiren bu buzdağının büyüklüğü 87 km2 idi. Aylardır Joe adasına (yine sağ altta resmini görebilirsiniz) yavaş yavaş çarpıyordu. Sonunda bu çarpmaya daha fazla dayanamayıp Eylül ayında ikiye bölünmüş.
Joe adası
Son olarak da aşağıdaki şekilde ikiye ayrılmış. Uydu görüntüsünün üzerinde Petermann A ve Petermann B olarak gösteriliyorlar. Joe adası dev buzulun yanında adeta toplu iğne başı gibi kalmış. Büyük parçası 152 km2.Kopan parçaları Nasa ve Kanada sahil güvenlik izliyor. Bilim adamlarının tahminine göre en erken 2 yıl içerisinde Kanada sahillerine ulaşması bekleniyormuş. O zamana kadar buzulların eriyebileceğini düşünüyorlar fakat daha iyi hesaplama yapabilmek için gelecek ay buzulun üzerine bazı cihazlar yerleştirip hızını ve erime miktarını ölçeceklermiş. Kopan buzulların ayrıca 120 gün boyunca tüm Amerika'ya içme suyu sağlayabileceğini söylüyorlar.  

Gottman cift terapisi - mutlu evliliklerinin sirlari

Bugun John ve Julia Gottman'in meshur iliski terapisini nasil yaptiklarini dinlemeye gittik. Gottman'lar bir cifti 10 dakika tartismali olduklari bir konuyu tartistirip, %90 dogrulukla bosanip bosanmayacaklarini soyleyebiliyorlar. Ilk olarak Malcolm Gladwell'in Blink kitabinda okumustum Gottmanlari. Meslegim pazar arastirma oldugu icin belki esinlenebilirim diye gittim ve basarili evliligin sirlarini ogrenip geldim. Asagidaki 7 madde imis;
1) Ask haritasi; ciftlerin birbirini iyi tanimasi, birbirlerinin ilgi alanlarini, tutkusu ve hayallerini iyi bilmeleri. Bunu icin onerdikleri direkt esine bu sorulari sorup cevaplarini almak.
2) Takdir etmek ve hoslanmak; esinizin bircok sevdiginiz tarafini kendisine de soyluyor musunuz? Her gun hosunuza giden seyleri saklamayip soylemek gerekiyor.
3) Fark etmek; esiniz ilgi istediginde gostermek. Mesela esiniz "off be gole bak dediginde" en azindan haa demek bile fark ettiginizin, ilgilendiginizin bir gostergesi.
4) Taraflardan birinin sinirlendiginde veya beklenmedik bir tepki verdiginde olaya kotu bakmamak ve esinize sakinlesmesi icin zaman tanimak. Bir taraf negatif oldugunda, diger taraf anlayisli olmali ve bazi negatifliklere izin vermeli. "kesin kotu bir gece gecirdi. Aksam dogru konusuruz, simdi ustune gitmeyeyim" diyebilmek.
5) Evliliklerinin tumunde ortalama olarak sorunlarin %57'si hep vardir ve ortadan kalkmazlarda. Farkli kisiler olmak, farkli yetistirilme tarzlari gibi sebeplerle bu anlasmazliklar hep olacaktir. Onemli olan bu anlasmazliklar oldugunda nasil davranacagini bilmekte. Bunun icin onerileri ise tartismaya kendi hislerini acarak baslamak, sinirli veya heyecanli iken sakinlesmek icin mola almak, taraflarin birbirinden etkilenmeye acik olmalari, inad etmemek, sonradan kavganin uzerine konusmak, eslerin yaptiklari seylerin tarihcesini ve cocukluga dayanan sebeplerini konusmalari.
6) Eslerin birbirini hayallerine saygi duymalari ve olmasi icin caba gostermeleri veya engel teskil etmemeleri.
7) Hayatta esiniz icin onemli degerler neler, olup gittiginde arkasinda birakmak istedigi miras nedir, dunyada tamamlamak istedigi bir misyonu var mi gibi sorukarin cevabini iyi bilmek.

- Posted using BlogPress

Sunday, October 3, 2010

Topkapı Sarayı'na lazer silahı lazım

Topkapı Sarayı'nı yaklaşık 300-400 karga istila etmiş ve sarayın mermerlerine, camlarına, havalandırmalara, kedilere, papağanlara, sincaplara, kablolara çılgın zarar veriyorlarmış. Tepeden kırmak üzere cevizlerini mermerlere atıyorlarmış, mermerler yemyeşil olmuş. Güvenlik görevlilerine göre şimdiye kadar binlerce ceviz kırmışlar bu mermerlerde. Hürriyet'in haberine göre Topkapı Sarayı müdürü İlber Ortaylı kargalardan kurtulmak için Şahin sipariş etmiş. İşe yarar mı gerçekten diye araştırdım. Kargalar Şahinlerden korkarmış gerçekten ama Baykuş'tan daha çok korkarlarmış. Ayrıca 300 karga ile kaç şahin başa çıkabilir ki. Karga sosyal bir hayvan ve birbirini kollar. Gruplaşıp şahinleri def edebilirler gibi geldi bana.
İnternette kullanıcı yorumlarından ve eski Moda semti deneyimimden sonra İlber beye önerim Lazer silahı veya ses aleti alması olacak. Lazer silahı kargalara zarar vermiyor, sadece o kırmızı ışığı üzerlerinde görüp birşey yapamayınca korkuyorlar. Sivrisinek, fare ve gençlerden ses frekansı ile kurtulunduğu gibi kargalardan da kurtulunabilir.
Yalnız tüm bunları okurken bir olaya çok güldüm. Topkapı sarayında güvenlik görevlisi olan Coşkun bey'e kargalar daha gıcık oluyorlarmış. Çünkü Coşkun bey kargaların kırmak üzere attıkları cevizlerden kaçmak yerine hemen alıp ağzına atıyormuş. Nihahaha. Coşkun bey Yaşa!